ÖNSÖZ
Elektrik tesisat sektörünün vizyoner isimlerinden, mesleki birikimini küresel trendler ve yenilikçi teknolojiler ışığında bizlere aktaran, derneğimizin çalışmalarına stratejik öngörüleriyle değer katan Sn.Tahsin Armağan’ın kaleminden çıkan bu kapsamlı makale; yeşil enerji dönüşümünün en kritik halkalarını teknik bir mercek altına alıyor. Temmuz 2026 itibarıyla dünyada ve ülkemizde hızla büyüyen yeşil mutabakat süreçlerini ve sürdürülebilirlik hedeflerini irdeleyen yazar; iklim kriziyle mücadelede fosil yakıtların yerini alan dinamikleri somut verilerle ortaya koyuyor. Modern dünyadaki gelişmeleri ülkemiz gerçekleriyle harmanlayarak depolamalı yenilenebilir enerji santralleri ile otomotiv sanayimizin elektrikli araç dönüşümünü masaya yatıran bu yazı, sadece mevcut piyasa potansiyelini tespit etmekle kalmıyor; kritik batarya teknolojileri, Dünya Bankası finansman modelleri, yüzer GES projeleri ve enerji arz güvenliği çözümleriyle net-sıfır emisyonlu bir geleceği nasıl inşa edebileceğimize dair sektörün “hafızasından” gelen çok kıymetli ve stratejik tavsiyeler sunuyor.
Giriş
Tüm dünyamızda sosyal, çevre ve yaşam bilinçlendirilmesi ve daha sağlıklı bir yaşam için ‘’Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının’’ değerlendirilmesi ve bunlardan üst düzeyde istifade edilmesi dolayısı ile yaşam sağlığı için en büyük sorun olan emisyon kazancı sağlanması için araştırma ve uygulama çalışmaları yapılmaktadır.
Bunların içinde en önemlileri;
1. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretilmesi ve bunun üst düzeyde kullanılabilmesi için depolama (elektrik veya yenilenebilir birincil kaynaklar) tesislerinin kurulması
2. Fosil yakıtların en az seviyede kullanılabilmesi için araçların elektrikli sisteme dönüştürülmesi
Bu iki hususun gerçekleştirilebilmesi için en önemli unsur şarj edilebilir, uzun ömürlü, çevreye duyarlı batarya teknolojileridir.
Bu konu ile ilgili olarak ülkemizdeki ve kısaca dünyamızdaki gelişmelere göz attığımızda yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretilmesi ve bunun üst seviyede kullanılabilmesi için depolama tesislerinin kurulması, aşağıdaki bölümlerde de açıkladığımız gibi çok süratli olarak gelişmektedir.
Ayrıca ülkemizin en büyük sektörü olan ‘’Otomobil Endüstrisi’’ de yeni kurulan TOGG ile beraber zaman içinde nerede ise tamamen elektrikli otomobil imalatına yönelmeyi planlamaktadır.
Oysa tüm bunların yanında ülkemizde halen ihtiyacımız olan batarya imal edilmemektedir. İmal edilmesi de uzun süreç alacaktır. Çünkü tüm dünyada batarya üreticileri devamlı ARGE çalışmaları ile daha iyi daha verimli ve uzun ömürlü batarya üretimi geliştirmelerini yapmaktadırlar. Dolayısı ile yeni başlangıç ile batarya üretmek rakiplerin bu çalışmaları yanında neredeyse mümkün olmayacaktır.
Tüm dünyadaki kullanıcıların bile kaliteli batarya üreticileri ile yapmakta oldukları anlaşmaları incelersek bunun gerçek olduğunu görebiliriz.
Bu Konuda Ülkemizdeki Gelişmelere Göz Atalım;
19 Kasım 2022 tarihli resmi gazetede yayımlanan ikincil mevzuat değişikliklerinin ardından EPDK, depolamalı elektrik üretimi kapsamında başvuruları almaya başladı. Bu kapsamda depolama tesisi kurmayı taahhüt eden yatırımcılar ‘kuracakları depolama kapasitesi kadar’ rüzgar ve güneş enerjisi santrali kurmak için Türkiye Elektrik İletim AŞ tarafından herhangi bir yarışma yapılmaksızın EPDK’ye ön lisans başvurusunda bulunabiliyor.
EPDK verilerine göre, rüzgar enerjisine dayalı depolamalı elektrik üretimi tesisi (RES) ve güneş enerjisine dayalı depolamalı elektrik üretim (GES) başvuruları kapsamında EPDK’ye bugüne kadar 277 bin 973,36 megavat elektriksel kurulu güç (MWm) ve 75 bin 354,95 megavatsaat (MWh) batarya kapasitesi olmak üzere, toplam 5 bin 34 başvuru yapıldı.
Bu başvurulardan 155 bin 325,12 MWm kurulu gücünde 3 bin 351’si güneş enerjisine dayalı depolamalı elektrik üretim, 122 bin 648,24 MWm kurulu gücündeki 1683 başvurunun ise rüzgar enerjisine dayalı depolamalı elektrik üretimi tesisi için yapıldı. Bugüne kadar yapılan başvurularda kurulu güç toplamda 277 bin 973,36 MWm oldu.
Ayrıca, 22 Haziran 2023’te verilen 29 ön lisansın 9’u RES projesi, 20’si ise GES projesi oldu.
Yine kurum tarafından, toplamda depolamalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıyla yapılan başvurulardan 17 bin 346,99 MWm kurulu gücündeki 260 projeye ön lisans verildi. Verilen önlisansların 8 bin 366,48 MWm kurulu gücündeki 116’sı RES projesi, 8 bin 980,51 MWm kurulu gücündeki 144’ü ise GES projesi olarak kayda geçti.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, bu konudaki konuşmalarında değerlendirmelerde bulundu;
“Türkiye elektrik kurulu gücünün yaklaşık iki buçuk katı ölçeğindeki başvuruların 270 milyar doları bulan yatırım talebine karşılık geldiğini vurgulayarak, mevcut kapasite dikkate alındığında 40-45 milyar dolarlık bir yatırımın sahaya yansıyacağı ile Kurulumuzun verdiği depolamalı önlisans kurulu gücü 9 bin 500 megavatı geçti. Bu, sahada 18 milyar dolar düzeyinde yatırım anlamına geliyor. Kurum olarak verdiğimiz ön lisanslar her hafta artacak.”
“Depolamalı RES ve GES tesisleri ile Türkiye yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından azami düzeyde yararlanacak, ayrıca depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santrallerin de baz yük santralleri gibi çalışarak tedarik sürekliliği sağlanacak”
“Bu yatırımlarla birlikte rüzgar türbini ve güneş paneli üretiminin yanı sıra batarya teknolojilerinin gelişiminde de büyük bir ivme yakalayacağız. Sahaya yansıyan yatırımların istihdama da çok önemli katkısını göreceğiz. Yerli batarya teknolojilerinin gelişimi elektrikli araç sektörünün gelişimini de etkileyecek. Kısaca hem milletimiz hem sektörümüz kazanacak.”
Dünya Bankası Yenilenebilir ve Depolamalı Sistemler Çalışması
Dünya Bankası’nın, Türkiye hükümeti birlikte Türkiye’de depolamalı güneş enerjisi projelerini desteklemeye yönelik bir programın hazırlıklarına başladığı bildirildi. Banka tarafından yapılan açıklamaya göre, ’’Türkiye’de Dağıtık Enerji için Piyasa Dönüşümünün Hızlandırılmasına yönelik Sonuca Odaklı Program (PforR) finansmanı önerisi içi hazırlanan Çevresel ve Sosyal Sistem Değerlendirmesi Raporu’’ da kamuoyu görüşüne açıldı.
Raporda Türkiye hükümetinin dağıtık enerji kaynakları dahil olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımlar için güçlü desteğinin bulunmasına rağmen, finansman eksikliğinin yurt içi piyasa ekosisteminin geliştirilmesinde temel bir kısıtlama olduğu ifade edildi.
Ayrıca program;dağıtık fotovoltaik sistemler ile bataryalı enerji depolama sistemlerinin ticari finansmanı için büyük bir piyasa oluşturulmasına yardımcı olacağına da vurgu yapıldı. Raporda ilgili program kapsamında Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) tarafından yürütülecek ve bu bankalar, ticari bankaları finanse etmek için bir fon oluşturulacağı belirtildi.
TSKB ve TKYB tarafından seçilecek olan ticari bankalar da dağıtık güneş enerjisi projelerini kendi kaynaklarını da kullanarak finanse edecekler.
Bunun yanında TSKB ve TKYB, sağlayacakları 30 milyon ABD Doları tutarındaki ‘’Temiz Teknoloji Fonu’’ kredisi ile de bataryalı enerji depolama sistemlerini doğrudan finanse edecekler. Bu finansman için uygun alt borçlular arasında; yenilenebilir enerji şirketleri, bataryalı enerji depolama şirketleri, toplayıcılar ve dağıtık güneş enerjisi sistemlerinin tüketicileri yer alacak.
Rapora göre program sayesinde çoğunlukla ticari ve sanayi tüketicileri için yaklaşık 300 milyon ABD Doları tutarında özel sektör finansmanının harekete geçirilmesi için kaldıraç etkisi yaratılması ayrıca yenilikçi piyasaları hedefleyen alt projeler için ise daha yüksek oranda imtiyazlı finansman/kamu finansmanının kullanılması planlanıyor.
Raporda Türkiye’nin 2035 yılı için belirlediği 52,9 GW’lık güneş enerjisi kurulu gücü yaklaşık 22 milyar ABD Doları tutarında yatırıma ihtiyaç duyacağına dikkat çekilirken, 2030 yılına kadar yılda en az 750 MW olmak üzere toplamda 4,5 GW potansiyele sahip dağıtık alandaki yatırımlar için de 3,8 milyar ABD Doları düzeyinde finansman ihtiyacının olduğu da belirtildi.
Yüzer GES Santralleri
Enerji alanında düzenlemeler içeren maden kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda kabul edildikten sonra yüzer GES’lerin potansiyeli ele alınmaya başlandı.
Türkiye’nin Yüzer GES Potansiyeli 80 bin Megawat olarak hesaplanıyor. Enerji alanında düzenlemeler içeren kanun teklifinin ardından gündeme gelen yüzer güneş enerjisi santralleri (GES) ile elektrik üretiminin yanında suyun buharlaşmasının önüne geçilerek su kaynaklarının korunması amaçlanıyor.
Bu kapsamda, içme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile kıyı kanunu kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilecek.
Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan da içme suyu hariç tutularak göl, gölet ve barajların yüzde 10’unun panellerle kapatılması durumunda Türkiye yüzer GES potansiyelinin yaklaşık 80 bin megavat olarak hesaplandığını söyledi.
“Yüzer GES yatırım maliyetleri proje toplam gücü, sahadaki rüzgar ya da dalga potansiyeli, şebekeye uzaklığı gibi bir çok parametreye göre farklılık göstermekle beraber 1 megavatlık yüzer GES için yatırım maliyetini yaklaşık 700 bin dolar olarak düşünebiliriz. Türkiye’de test amaçlı bir kaç projenin yapıldığı ve üzerinde çalışmaların devam ettiği biliniyor.” ifadelerini kullandı.
ELEKTRİKLİ ARAÇLAR
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol;
“Dünyada elektrikli araçlar konusunda hızlı bir gelişim görülüyor. 2018-2019 döneminde dünyada satılan her yüz arabanın iki tanesi elektrikli arabaydı. Bugün bunun %2’den %10’lara yaklaştığını görüyoruz. Elektrikli otomobil üretimindeki en önemli kalemlerden biri de batarya. Mevcut kapasitede 2030 yılına kadar 10 katı kadar bir büyüme bekleniyor” dedi.
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün;
“Yeşil Mutabakat bize net bir tarif yapıyor ve ülkeler de bunun altına imza atıyorlar. OSD üyelerinin birçoğu 2030 yılı geldiğinde 58 otomobil üretimlerinin neredeyse tamamını elektriğe çevirmiş olacaktır. Çünkü Türkiye otomotiv sanayi, %85’in üzerinde Avrupa’ya ihracat yapıyor. Önce otomobiller, hemen ardından hafif ticari araçlar, hemen ardından da kamyonlar ve otobüsler gelecek” şeklinde konuştu.
IICEC Direktörü Bora Şekip Güray;
Türkiye Elektrikli Araçlar Görünümü raporunda yer alan Yüksek Büyüme Senaryosuna göre; 2030 yılında elektrikli araçların yeni satışlarda üçte birin üzerinde paya ve toplam elektrikli araç parkının 2 milyona ulaşması durumunda, Türkiye’nin petrol faturasında 2,5 milyar dolar tasarruf sağlanabilmesinin mümkün olabileceğini” söyledi.
Elektrikli Araçlarda Hızlı Gelişim
Dr. Fatih Birol;
“İklim sorununu çözmenin ana yolu, enerji sektörünü temiz bir hale getirmek. Bu konuda önemli adımlar atılıyor. En önemli adım geçen ay Glasgow’da neticelendi. Tüm ülkeler önümüzdeki yıllarda emisyonları sıfıra getirmek için taahhütte bulundular. Dünyada yeni bir enerji sistemi ufukta görüldü. Yeni bir enerji sistemi kuruluyor. Yenilenebilir enerji hidrojen, elektrikli arabalar, dijitalleşme, nükleer. Bunların hepsinde önemli adımlar atılıyor. Dünyada elektrikli araçlar konusunda hızlı bir gelişim görülüyor. Benim hem ABD Enerji Bakanı hem Ulaştırma Bakanı hem de oradaki bütün büyük CEO’ları ile yaptığım konuşmalardan çıkarttığım sonuç; bunun dalga dalga geleceği yönünde. Birkaç hafta önce dünyanın en büyük 20 araba üreticisinin CEO’larıyla yaptığım toplantıda 18’i, 2030 itibariyle elektrikli arabaların esas ana üretim alanı olacağını düşündüklerini belirttiler” dedi.
En Önemli Konu Batarya Teknolojisi, Sayın Birol batarya sorunu üzerine ise şunları söyledi:
“Elektrikli otomobil üretimindeki en önemli kalemlerden birini batarya oluşturuyor. Mevcut kapasitede 2030 yılına kadar 10 katı kadar bir büyüme bekleniyor. Özellikle lityum iyon bataryalarda Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Amerika’ya kadar ciddi bir artış var. Kritik madenlere imalat sırasında ihtiyaç var. Bunlardan bir tanesi lityum, bir tanesi manganez, diğer bir tanesi ise kobalt. Bunların hepsi dünyanın birçok yerine dağılmış durumda. Ama dörtte üçü sadece birkaç ülkede odaklanmış durumda. Bunu, enerji arz güvenliğinden ayrı tutmak mümkün değil. Kritik minerallere bağımlılık ciddi bir sorun. Ayrıca sadece minerallerin nerede olduğu değil, nerede işlendiği de önemli. Şu anda rafine kapasitesinin %90’ı tek bir ülkede, yani Çin’de. Birçok ülke, Uluslararası Enerji Ajansı önderliğinde yeni bir kritik enerji arz güvenliği sistemi kurmak için birbirleri ile müzakere ediyorlar…Yeni arz politikaları üretim politikaları ile talep arasında zamanlama sorunu olabilir. Talep biraz daha yüksek olup fiyatları yukarı çıkarabilir. Böyle bir riski şu anda öngörmek mümkün.”
“Petrol Faturasında 2,5 Milyar Dolar Tasarruf Mümkün”
Konferansta IICEC tarafından uzun araştırmalar sonucu hazırlanan “Türkiye Elektrikli Araçlar Görünümü” raporunun sunumunu yapan IICEC Direktörü Bora Şekip Güray:
“2030 yılında elektrikli araçların yeni satışlarda üçte birin üzerinde paya ve toplam elektrikli araç parkının 2 milyona ulaştığı Yüksek Büyüme Senaryosunda; elektriğin petrolü ikamesiyle petrol faturasında 2021 fiyatlarıyla 2,5 milyar dolar tasarruf sağlanabiliyor. Petrol tüketiminde temiz elektrik ile sağlanan bu tasarruf, Türkiye’nin büyük oranda ithalatçı olduğu petrol arzında, fiyat dalgalanmalarından kaynaklı riskleri azalttığı gibi enerji güvenliğini güçlendirme hedeflerini de destekliyor. Bu senaryoda, aynı zamanda Türkiye emisyon envanterinde ikinci sırada bulunan karayolu ulaşımı emisyonları da 2030 yılından önce düşmeye başlayarak, net-sıfır emisyona sahip bir enerji geleceği vizyonunu ve temiz enerji dönüşümü perspektifini destekler hale geliyor” dedi.
2022’de AB’de satılan otomobillerin yüzde 12’si bataryalı elektrikli idi.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre 2022 yılında AB’de satılan otomobillerin yüzde 12,1’i bataryalı elektrikli idi. İskandinav ülkelerinde elektrikli otomobillerin payı rekor derecede yüksek. Özellikle Norveç’in durumu çarpıcı. 2022’de Norveç’te satılan 100 otomobilden 79’u bataryalı elektrikli idi. Artık neredeyse ülkede elektriksiz otomobil satılmayacak.
İsveç ve İzlanda’da da bu oran yüzde 30’un üzerinde. Almanya’da ise bataryalı elektrikli otomobillerin payı 2022’de yüzde 18 olurken Fransa’da yüzde 13’te kaldı.
Avrupa’da bataryalı elektrikli otomobil satış payının en düşük olduğu ülke ise Türkiye. TÜİK’e göre 2022 yılında Türkiye’de trafiğe kaydı yapılan otomobiller içinde elektrikli araçların payı yüzde 1,4 oldu. Türkiye’de trafikteki toplam elektrikli otomobil sayısı ise Kasım 2023 itibarıyla 69 bin 914. 2022 sonunda bu sayı 14 bin 552 idi. TOGG başta olmak üzere diğer firmaların arz kapasitelerinin yükselmesiyle 2023 yılında elektrikli otomobil satışı büyük bir rekor kırdı.
Türkiye’de trafiğe kaydı yapılan otomobiller içinde elektrikli araçların payı Ocak-Kasım 2023 döneminde yüzde 6,5 oldu.
Temiz Enerjide Olağanüstü Büyüme
Temiz enerji teknolojileri, 2030 itibariyle dünya enerji sisteminde bugüne göre çok daha büyük bir rol oynayacak.
• Yollardaki elektrikli araçların sayısı 10 kat artarken, yenilenebilir enerjinin küresel elektrik üretimindeki payı bugünkü yüzde 30 seviyesinden yüzde 50’ye yaklaşacağı,
• Yeni deniz üstü rüzgar enerjisi projelerine yeni kömür ve gaz santrallerinin üç katı yatırım yapılacağı,
• IEA raporuna göre, yenilenebilir enerji kaynakları 2030’a kadar oluşacak yeni elektrik üretim kapasitesinin yüzde 80’ini sağlayacak. Güneş enerjisi, tek başına bu büyümenin yarısını oluşturacağı,
• 2024’te dünyada satılan her 5 araçtan biri elektrikli olacağı,
• Yine IEA raporuna göre 2030 yılında dünyada satılan otomobiller içinde elektrikli otomobillerin payı yüzde 60’ı aşacak. 2030’da dünyadaki elektrikli otomobil stoğu 350 milyon civarında olacağı,
• Dolayısı ile 2030’da satılan 10 otomobilden 6’sının elektrikli olacağı,
belirtilmektedir.
Böylece Elektrikli araç satış sayısının bu yıl dünya genelinde 14 milyon sınırına dayanması ve böylece satılan her 5 araçtan birinin elektrikli olması bekleniyor.
IEA’nin Küresel Elektrikli Araç Görünümü raporuna göre 2022’de elektrikli araçların toplam araç satışları içindeki payı yüzde 14’e ulaştı. Bu oran 2020’de yüzde 4; 2021’de ise yüzde 9 idi.
Tüm bu verilere göre batarya teknoloji ve üretimleri ile şarj ağları ve elektrik üretim, iletim ve dağıtım alt yapısının da sisteme giren araç sayısına paralel olarak hızla geliştirilmesi gerekecektir.
Emisyon açısından ise, her ne kadar şu anda elektrikli otomobil şarj enerjisi ihtiyacının ancak %20’si yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyorsa da ileriki yıllarda artan yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi ile en az %50 si karşılanabilecek ve emisyon değerlerinde mutlak düşüşler sağlanacaktır.

