Elektrik tesisat sektörünün deneyimli isimlerinden, mesleki birikimini “yaşanmışlıklar ve hatalardan ders çıkarma” düsturuyla bizlere aktaran, derneğimizin yönetiminde de uzun yıllardır aktif görev üstlenen Sn.Tahsin Armağan’ın kaleminden çıkan bu kapsamlı makale; son yıllarda ciğerimizi yakan orman yangınları ve artan trafo patlamalarını teknik bir mercek altına alıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze enerji altyapımızın tarihsel gelişimini, malzeme kalitesindeki değişimleri ve tasarım hatalarını irdeleyen yazar; iklim değişikliğiyle artan sıcaklıkların tesislerimiz üzerindeki yıkıcı etkisini somut örneklerle ortaya koyuyor. Sektör paydaşlarını ortak bir sinerji yaratmaya davet eden bu yazı, sadece enerji dağıtım ve iletim hatlarındaki problemleri tespit etmekle kalmıyor; doğru projelendirme, kaliteli malzeme ve düzenli bakımın hayati önemine dair sektörün “hafızasından” gelen çok kıymetli tavsiyeler sunuyor.
ÖNSÖZ
Sevgili meslektaşlarım, “Deneyimlerden mi ? Hatalardan mı? Sohbetlerimize bir müddet ara verdim. Bültenimizde Sizlere, yeniliklere, yeni fikirlere yer açmak için. Ancak maalesef yaşanan olumsuz gelişmelerin “Mesleğimiz” ile bağlantıları bizleri endişeye ve kötümser düşüncelere yönlendiriyor. Bu gibi durumlarda biz dinazorların[1] yapabileceği tek şey, yaşanmışlıklar ve bunlardan çıkarılacak öneri ve tavsiyeleri Sizlere iletmek oluyor. Bugünlerde belki iklim değişikliği ile sıcakların artması, belki başka sebepler ile çok sık trafo patlamaları ve EİH ları kaynaklı olduğu söylenen ve ciğerimizi yakan kısa zamanda söndürülemeyen orman yangınları haberlerini alıyoruz.
Trafo patlamaları için verdiğim cevap genellikle ‘Patlayan bu trafolar için Enerji Kuvvetli Akım Tesisleri (EKAT) Yönetmeliği’ndeki örnek şekil hesaplamalarına göre yapılmış tabii havalandırması var mı? Yoksa çevre sıcaklığı 40°C ın üzerine çıktığında bu odalardaki sıcaklık en az 60-70°C olacaktır. Belki de daha yüksek. Şartnamelerimizde max ortam sıcaklığı 45°C uygulanıyor ise, sıcaklık artışı 60/65°C seçilmiş ise, trafonun yükü de %100 ise bir de hot-spot (trafo bünyesinde zincirleme sıcaklık artışı) meydana gelmiş ise hele trafo beton köşk içinde ise trafo ne yapsın? Aslında burada enerji iletim hatları (EİH) kaynaklı olduğu söylenen orman yangınları konusunu ele almak istiyorum. Lütfen sizlerde görüşlerinizi bildiriniz ki hep birlikte sinerji yaratalım mücadele edelim.
1. GİRİŞ
Öncelikle ülkemizin genel ‘’Elektrik Enerjisi’’ durumunu inceleyelim. Ülkemizde 19. yüzyılın ortalarında başlayan elektrik enerjisi kullanımı gerek yaşam kalitesinden doğan ihtiyaçlar gerekse sanayileşmenin artan talebi ile 58.000 MWe’a ulaşmıştır.
Türkiye elektrik enerjisi tüketimi 2024 yılında 347,9 Milyar kWh, elektrik üretimi ise 348,9 Milyar kWh olarak gerçekleşmiştir. [2] Türkiye Ulusal Enerji Planı çalışmasının sonuçlarına göre elektrik tüketiminin 2025 yılında 380,2 Milyar kWh, 2030 yılında 455,3 Milyar kWh, 2035 yılında ise 510,5 Milyar kWh seviyesine ulaşması beklenmektedir.
2024 yılında elektrik üretimimizin, %35,2’si kömürden, %18,9’u doğal gazdan, %21,5’i hidrolik enerjiden, %10,5’i rüzgardan, %7,5’i güneşten, %3,2’si jeotermal enerjiden ve %3,2’si diğer kaynaklardan elde edilmiştir. 2025 yılı Haziran ayı sonu itibariyle ülkemiz kurulu gücü 119.632 MW’a ulaşmıştır.
2025 yılı Haziran ayı sonu itibariyle kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; %27’si hidrolik enerji, %20,6’sı doğal gaz, %18,3’ü kömür, %11,3’ü rüzgâr, %19,2’si güneş, %1,4’ü jeotermal ve %2,2’si ise diğer kaynaklar şeklindedir. Ayrıca Ülkemizde elektrik enerjisi üretim santrali sayısı, 2025 yılı Haziran ayı sonu itibarıyla 36.483’e (Lisanssız santraller dâhil) yükselmiştir.
Mevcut santrallerin 771 adedi hidroelektrik, 72 adedi kömür, 381 adedi rüzgâr, 66 adedi jeotermal, 338 adedi doğal gaz, 34.411 adedi güneş, 444 adedi ise diğer kaynaklı santrallerdir. 2025 yılı itibariyle kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketimi yaklaşık 4.500 kWh/Kişi olmuştur. Bu değer çok gelişmiş ülkelerde yaklaşık 10.000 kWh/ Kişi, gelişmiş ülkelerde ise ortalama 8.500 kWh/Kişi civarındadır. Öyle ise önümüzdeki yıllarda elektrik üretim ve tüketim sistemlerimiz daha çok gelişmek zorundadır.
Yine Ülkemizde ilk enerji üretimleri, küçük su türbinleri (Tarsus örneği), kömür kazanı +buhar türbinleri ve sonraları içten yanmalı benzin- dizel yakıtlı motorlar ile başlamıştır. Bunlara bağlı olarak İstanbul’un elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak üzere Çatalağzı (Zonguldak) – İstanbul arasında EİH tesis edilmiştir.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarından başlayarak gittikçe artan enerji talebini karşılamak üzere tesis edilen elektrik sistemleri Ülkemizdeki teknolojinin kifayetli olmaması sebebi ile yabancı ülke şirketleri (bilhassa Almanya, Macaristan, Fransa) tarafından kurulmuş ve işletilmiştir. [3] 1950 yılının ortalarına kadar devam eden tesislerde daha ziyade gelişmiş ülkelerin (Almanya, İngiltere, Amerika, Fransa, İngiltere,……gibi.) elektrik malzemelerinin ve tesis yöntemlerinin uygulandığı gözlemleyebiliriz.
Ancak 1950 li yılların ortalarından itibaren başlayan ekonomik sorunlar elektrik enerjisi yatırımlarının devam edebilmesi için elektrik malzeme fiyatları ile satın alabilinmeleri daha uygun olan ülkelere (O günkü tabirle demir perde gerisi ülkeler, Polonya …v.s.) yönelinmiştir. Malzeme kaliteleri gelişmiş Avrupa ülkelerine göre daha düşük olmasına rağmen barter alışveriş kolaylığı (tütün, fındık, narenciye….v.s. ihracat karşılığı ithalat yapılabilmesi) mecburen tercih edilmiştir. En çok malzeme temin edilen Ülkeler arasına, Macaristan (Ganz firmaları), Çekoslovakya (Skoda firmaları), Doğu Almanya (EAW firmaları), Polonya (APU, Elektrim firmaları), Romanya bulunmaktadır. Hatta ülkemizde il ve ilçelerin dağıtım tesisleri konusunda en önemli kuruluş olan İller Bankası ebat olarak normalinden biraz büyük olan elektrik malzemelerinin kullanılabilmesi için çek tipi trafo binalarını tipleştirmiştir. Devam eden yıllarda büyük güçlü bazı termik elektrik üretim santralleri da bu firmalara tesis ettirilmiştir.
2. ENERJİ NAKİL HATLARI VE DAĞITIM TESİSLERİ
Yukarıda belirttiğimiz gibi ilk EİH’nın yapıldığı yıllardan itibaren artan elektrik enerjisi kapsamında kurulan santralların gerek şehirlere gerekse birbirlerine bağlanması yani enterkonnekte sistemin kurulması için EİH hatlarının yapımına hız verilmiştir. Ancak çeşitli sebepler ile EİH yapımı çok hızlı olmamıştır. Küçük bir örnek verirsek, 1965 yılına kadar Marmara Bölgesinin ve ülkemizin büyük şehirlerinden Bursa’nın tüm ilçeleri elektrik enerji ihtiyaçlarını enterkonekte şebekeye bağlı olmadan dizel-elektrojen üniteleri ve küçük hidrolik santrallardan temin ediyorlardı. (Örnek olarak bugün 450 MVA trafo güçlü iki TEİAŞ TM olan İnegöl ilçesi o günlerde 1.000 kVA Dizel-Elektrojen üniteleri ile 320 kVA Hidrolik Türbin ünitelerinden enerjisini temin ediyordu.) 1970 yılına kadar Etibank Enterkonnekte Sistemin 33 kV ve 154 kV EİH ları ile 154/33 kV ve 33/15 kV TM lerinin projelendirilmesi ve tesisi ve işletmesi ile görevliydi.
Etibank Enerji Dairesi Reisliği bu konularda uzmanlaşmış ve mühendislerini eğitmiş işinin bilincinde olarak fevkalade bilgi donanımı ve iş disiplini içinde görevini yürütüyordu. [4] İl ve İlçelerin içindeki EİH ve Dağıtım Sistemlerinin projelendirilmesi ve Tesisi için Belediyelerin Elektrik İşletmeleri (İETT, EGO, ESHOT gibi) işletmeleri görevlendirilmişti. Ancak Belediyelere Elektrik Enerjisi konusunda Danışmanlık, Projelendirme, Tesis, Kontrolluk, Finans temini konularında da İller Bankası görevliydi. Bu sebeple bilhassa Dağıtım Tesisleri ve bunlar içindeki EİH ları konusunda İller Bankası’nın Enerji Dairesi Reisliği büyük bilgi birikimine sahipti.Bu konuda mühendislerini eğitim için gelişmiş ülkelere gönderiyor, onları eğitiyor, yönetmelikler çıkarıyor, her konuda tip proje hazırlıyor, bilhassa Belediyeler ve Elektrik tesis müteahhitlerine fevkalade bilgi desteği veriyordu.
3. ENERJİ DAĞITIM VE İLETİM HATLARI İLE İLGİLİ PROBLEMLERİN TEMELLERİ, TESİS VE MALZEMELER
Ülkemizde Cumhuriyetimizin ilk yıllarında itibaren başlayan Ekonomi ve Sanayi hamlelerinin yanında elektrik tesislerinin kurulumu da paralel olarak ilerlemiştir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi çok fazla tecrübemizin olmadığı bu sektörde proje ve uygulama aksaklıklarının yanında bilhassa 1950 yıllarının ortalarında başlayan ekonomik sebepler ile malzeme kalitelerindeki negatif hususlar ve gelişen sistemler yanında elektromekanik sanayinde ki noksan mühendislik tecrübemiz ve arge çalışmaları ile test laboratuvarlarımızın olmaması maalesef kalıcı elektrik tesislerinin de kaliteli olmasına engel olmuştur.
Kısaca yaşadığımız, gözlemlediğimiz hususlara değinelim:
1. Nerede ise 1950 yıllarına kadar yabancı kuruluşlar tarafından projelendirip kurulan tesisler o günün şartlarına uygun olarak dar çerçevelerde işletilmiştir.
2. 1950 yılında itibaren bilhassa ABD (Amerika Birleşik Devletleri) nin muhtelif Politik ve Askeri sebepler ile uyguladığı Marshal planı için Ülkemize verdiği hibeler ile diğer yatırımların yanında Elektrik Tesisleri yatırımları da gerçekleşmeye başlamıştır.
3. Ancak yatırımların yanlış yönlendirmesi ile 1950 lerin ortasında bozulan mali durum ve ekonomi sebebi ile (Merkez Bankası Döviz kuru ca. 2,50 TL/USD, piyasa Döviz Kuru 9,50 TL/USD) yatırımların durması ve veya devamı için kredi verebilen veya barter yapılabilen ülkelerden malzeme temini gerekmiştir.
4. Elektrik Tesisleri Projelendirme ve tesislerindeki tecrübe yetersizliği ve malzeme kalite kontrol noksanlığı da büyük etkendir.
Şimdi bu konuların negatif tesirlerine göz atalım:
1. İl ve İlçelerimizin çoğunda tesis edilmiş olan Dizel-Jeneratör üniteleri Almanya veya İngiltere’den (Ruston, Blackstone) temin edilmişti. Bunun yerine Çekoslovakya’nın Skoda firmasından temin edilen üniteler tüm ihtiyacı olan il ve ilçelere tesis edilmiştir.
2. 1960 yılından itibaren şehir içlerine tesis edilen 15 kV Dağıtım veya EİH’larının izolatör yükseklikleri yalnız gerilim dikkate alınarak uygulandığından bilhassa bulutlu havalarda bu direklere tüneyen Karga, Kumru, Gugukçuk, Üveyik gibi orta büyüklükteki kuşların hatlarda kısa devre yapmasına sebep olmuştur.
3. Karadeniz’de tesis edilen İkizdere santralinin enerji iletimi için sahil boyunca tesis edilen 66 kV işletim hattı için Macaristan’dan temin edilen izolatörlerin hatalı olduğu yıllar sonra belirlenebilmiştir.
4. İnegöl OSB’de tesis edilen çok sık arıza veren izolatörlerin imalatının hatalı olduğu ancak 15 yıl sonra bir laboratuvar testinde anlaşılmıştır.
5. En önemli konulardan biri EİH direk projelendirmesi için yapılan hesaplamalarda iklim faktörü (Buz, Rüzgar yükleri); ülkemiz, Ankara doğusu 1. Bölge ve Ankara Batısı 2. Bölge olmak üzere sadece 2 bölgeye ayrılmıştır. Oysa 1. Bölge içinde iklim şartları uygun yerler olduğu gibi 2. Bölge içinde çok ağır şartları olan yerler bulunmaktadır.
a. Bölgede ki Boğaz 1. Atlama hattında meydana gelen ca 35. Çapındaki buz yükü koruma telinin kopmasına sebep olmuştur. (Bu iletken hala tesis edilememiştir.)
b. Trakya da Çatalca bölgesinde tesis edilen EİH’larının tüm beton direkleri gerek buz yükü gerekse direk tepe kuvvetlerinde burulmanın dikkate alınmaması sebebi ile hasarlanmıştır.
c. Keban- Ankara arasındaki ilk 154 kV EİH tı Kayseri-Pınarbaşı geçişinde hasara uğramıştır.
d. Tarafımızdan tesis edilen Kadıncık santralı (Tarsus) – Çamlıyayla arasında buz yükü fazla ve çok engebeli olan EİH nda önerimiz olan of-set, up-lift hesapları ilgili kuruluş tarafında kabul edilmediğinden yaz aylarında tesis edilen EİH ilk kış ayında enerji verilmeden tamamen yıkılmıştır.
e. Konya – Antalya güzergahında ki 154 kV EİH ları defalarca hasar görmüş ve yenilenmiştir.
f. 1970-71 yıllarında Toroslarda aynı güzergaha tesis ettiğimiz ve tüm direk ve temel hesaplarını yaparak 3 yerde 450 m menzil geçtiğimiz 99 km Seydişehir – Taşkent EİH ile ilgili olarak kontrol mühendisimiz (ki daha sonra TEK olarak aynı güzergahtaki 154 kV EİH’larını tesis etmişler) 1983 yılında karşılaştığımızda “bizim 154 EİH’ları birkaç defa yıkıldı ancak senin EİH’ların halen çalışıyor” demişti. Bunu söylemeden geçemedim. Not: Bu konu benim için çok önemlidir.
g. Bu örnekler çok fazla verilebilir en kolayı İzmit- Dilovası Makine OSB TM güzergahında 19 direğin kış şartlarında yıkılması müşahhas bir örnektir.
6. Dağıtım Sistemlerindeki bazı hususlara gelince ki buna birçok fabrikalarımızdaki trafo binaları da dahildir. Bu günlerde gazetelerde bilhassa güney bölgelerimizde trafo patlamaları konusunda haberler alıyoruz. Bugünkü teknolojide bu mümkün mü? Maalesef oluyor. Bizler kolaycılığa kaçmayı seviyoruz.
7. Alman VDE’den aldığımız “Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği”nde trafo merkezlerinde aşırı ısıyı önlemek için mutlaka tabii havalandırma yapılmasını belirtilmiş ve bunun öneri şekli ile hesapları verilmiştir. Ancak uygulamalara bakın yapılıyor mu?
8. Söylemeye çalıştım ya kolaycılığı benimsiyoruz diye. 1990lı yıllarda Tübitak İstanbul Elektrik Dağıtım modernleştirilmesi için bir çalışma yaptı . Bu çalışmada trafo binası yapılamayacak yerler için RMU (Ring Main Unit) lar önerdi. Bunlar bu günkü Beton Trafo Köşklerinin saçtan yapılmış haliydi. İçine konulan trafonun ve cihazların soğutulması mümkün değildi. Hemen bunu örnek aldık hemen her yerde uygulamaya başladık. Hatta saha imkanı olan güneydeki boş arazilerde bile. Sonra unuttuk, ne oldu bunlar?
9. Daha sonra yine trafo binası yapma imkanı olmayan sahalar ile geçici tesisler için beton trafo köşkleri, ürettik ve devamlı kullanıyoruz. Peki bunların içindeki trafoları soğutabiliyor muyuz? Hele güneyde bu köşklerin içindeki sıcaklık 60-70°C lara çıkıyor. Ancak şartnamelerimizde trafoların maks. 45°C ta çalışacağını belirtiyoruz. İşte bu husus trafo patlamalarının basit sebebi değil mi?
4. ENERJİ NAKİL HATLARINDAKİ SORUNLAR YANGINA SEBEP OLUR MU?
Yaşımın gereği midir ? Bilmiyorum . Her zaman ikaz edildiğimiz bir deyim vardır. “Eşeğini kazığa bağla sonra Allah’a emanet et !”. Biz Yönetmeliklerin, tekniğin gerek projelendirmede gerekse uygulama da gereğini yaparsak EİH’ları niçin yangına sebep olsun ? Öncelikle gerek yukarıda açıklamaya çalıştığım EİH ve Enerji Dağıtım tesislerinin gelişiminin yanında bazı yaşanmışlıkları da açıklamanın yararlı olacağını düşünüyorum. Önceki açıklamalarımda elektrik malzemeleri kalitelerinin Ülke ekonomimize bağlı olarak değiştiğini belirtmiştim. Bu husus 1965 yıllarında hızlı başlayan ve uzun yıllar devam eden Köy Elektrifikasyonu sebebi ile günün şartlarına bağlı olarak;
1. Kısa zamanda çok fazla malzeme temin etmek gerekmiştir.
2. İşi yapacak yüklenicilerin çok fazla tecrübelerinin ve iş yapma kabiliyetlerinin olması aranmamıştır.
3. Köy Elektrifikasyonu genelde politikacılar arasında da yarış haline geldiğinden işin kalitesi yerine kısa zamanda tamamlanması öne alınmıştır. Bu ve benzer sebepler ile elektrik malzemeleri imalat piyasasında kalitesine bağlı olarak çeşitli sözde standartlar (!!!) geliştirilmiştir.
Örneğin;
1. Etibank tipi malzeme,
2. İller Bankası tipi malzeme,
3. Köy Elektrifikasyonu tipi malzeme,
4. Piyasa da özel sektör için kullanılan malzeme,
Şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu tarihlerde yapılan ve tüm köyleri kapsayarak en büyük elektrik şebekesi olan EİH’larının o günkü maalesef kaliteli olmayan malzemeler ile tesis edildiğini ve büyük bir kısmının revize edilmediğini dikkate aldığımızda yangın çıkarma olasılığının mümkün olduğunu düşünebiliriz.
Peki bunlar yangına nasıl sebep oluyor?
Bu hususu da yine yaşanmış olaylar ile örnekleyelim:
1. 1992 yıllarında kojenerasyon olarak başlayan özel sektör enerji üretimleri ile ilgili olarak yaptığımız çalışmalarda bir çok Santralın işletmesi esnasında sık devreden çıktığını gözlemledik.
2. Yaptığımız incelemede bir matriks teşkil ederek devreden çıkma durumundaki olayları ve çalışma şartlarını inceledik.
3. Santralın bağlı olduğu TEİAŞ TM’ndeki trafodan çıkan EİH’larında (DSİ Misinli sulama tesisi) röleleri açtırmayacak kadar kaçak olduğunu bunun kalitesiz cihazlar ve bilhassa iletkenlerin ağaç dallarına değmesinden kaynaklandığını tespit ettik.
4. Bu husus bir müddet devam ediyor ve dalların yanarak EİH iletkeninden ayrılması ile düzeliyordu.
5. Bu hatların civarının temizlenmesini sağlayamadık fakat röleleri işlevli röleler ile değiştirerek problemli hattın devre dışı kalmasını sağladık.
6. Benzer olaya Çanakkale Seramik santralında rastladık. Ancak buradaki TEİAŞ TM’inde çok fazla EİH hattı olduğu için problemin hangisinden geldiğini tam çözemedik ve tüm TM deki röleleri bila bedel modern röleler ile değiştirerek çözüm sağladık.
7. Diğer bir örnek 154 kV EİH ilgilidir. İnegöl OSB TM 154 kV olarak iki ayrı koldan bağlıdır. Biri Bursa Kestel ovası üzerinden orman olmayan araziden geçer. Diğeri ise Orhaneli – Uludağ Doğu Güzergahından geçer. Bu ikinci hat üzerinde çok fazla orman arazisi vardır. OSB elektrik şebekesine bağlı bilhassa hassas cihazları olan fabrikalarda yaşanan elektrik olumsuzlukları sebebi ile TEİAŞ’a müracaat ederek İnegöl OSB nin Kestel üzerinden gelen EİH ndan beslenmesini Orhaneli hattının yedek bekletilmesini belirttik. Ancak Bursa ilindeki Elektrik üretiminin Bilecik- Eskişehir’ e nakledilmesi sebebi ile Kestel hattının yüklü olduğunu dolayısı ile İnegöl OSB yi besleyen Orhaneli hattını Kestel e yapılacak 380 kV TM devreye alınıncaya kadar açamayacaklarını fakat Orhaneli hattında arazi temizleme ve bakımı yapacaklarını belirttiler. Böylece geçici bir çözüm bulundu.
8. Özetle gerek Dağıtım (34,5 kV) ile ilgili gerekse iletim ile ilgili (154-380 kV) hatların geçtiği arazilerde yangına sebep olabilecek hususlar mevcuttur. Çünkü :
a. Bu EİH’ların yapımında EİH’larının güzergahının bir çoğunda 1980 yıllarına kadar kamulaştırma (istimlak ve irtifak) işlemleri yapılmamıştır.
b. EİH’larının güzergahında iletkenlerinin salınımlarına göre hesaplanan irtifak işlemlerindeki sahanın tam olarak temizlenmesi yapılamamaktadır.
c. TEİAŞ TM deki EİH’larını koruyan Toprak kaçak röleleri gerek akım gerekse zaman açısından uygun ayarlı değildir. Dolayısı ile dallara temas eden EİH’nın rölesi dal yanıncaya kadar açmamaktadır.
d. Yine kısa zamanlı dallara değerek açma yapan EİH’nı koruyan şalter (Kesici) arıza sona ermeden tekrar devreye alma yapılmaktadır. Bu da dalın yanmasını arttırmaktadır.
e. EİH’larındaki kırık izolatörler ve kırık-bozuk bazı malzemeler (parafudurlar, ayırıcılar) zaman zaman toprak kaçağı veya kısa devresi sebebi ile ark meydana getirerek yangına sebep olabilmektedir.
5. ENERJİ NAKİL HATLARINDAKİ SORUNLAR NEDENİYLE MEYDANA GELEBİLECEK YANGINLAR ÖNCEDEN ÖNLENEBİLİR Mİ?
Neden olmasın? Bir çok yerde ve konuşmalarda Yangına sebep olan EİH’larının kabloya çevrilmesi talep ediliyor. Bu çözüm mü? Bu düşünce “Okulları kapatırsak Maarifi daha iyi yönetiriz” söylemine mi uygun ? Uygulansa bile kaç yılda ne kadar bütçe ile yapılabilir ? Peki Kablonun hiç negatif tarafı yok mu? Tüm dünyada Avrupa’da, en gelişmiş ekonomi olan ABD’de bütün ülkeleri kaplayan EİH ları ile karşılaşırsınız. Hatta çok primitif olan ve Yüksek Gerilim için kullanılan ağaç direkli EİH larının çokluğuna şaşarsınız. Peki buralarda damı EİH kaynaklı yangınlar oluyor? Çok fazla işitmiyoruz. Kabloya geçmek kolaycılığına örnek vermek isterim. Sarıyer’de Maden mevkiinden Uskumruköy-Arıköy-Gümüşdere civarını besleyen EİH şimdi kabloya çevriliyor. Peki sebep; bakım – güzergah temizliği ihmalkarlığı bana göre.
Peki enerji dağıtım ve iletim hatlarındaki problemleri ortadan kaldırabilmek ve yangınları engelleyebilmek için ne yapalım?
1. İlk tesiste güzergah seçimini özenle yapalım.
2. Standart ve yönetmeliklere uygun kaliteli malzeme kullanalım.
3. Kaliteli yan malzeme ve kaliteli işçilik ile yapım standartlarını uygulayalım.
4. EİH’nın iletken salınımına göre hesaplanan irtifak hakkı sahasının tamamen temizlenmesini sağlayalım. Aslında bu işi EİH ihalesine dahil etmek gerekir.
5. İrtifak hakkı alınan arazilerde belli yükseklikte ve kuruduğunda yanabilecek bitkiler ile ağaç dikmeme şartını uygulayalım.
6. EİH’nın TEİAŞ TM’den çıktığı fider rölelerini hassas olarak ayarlayalım. Arıza giderilmeden EİH’na enerji vermeyi yasaklayalım. (Bu hususlar bilhassa köylerin politikacılara şikayeti sebebi ile zaman zaman göz ardı edilebiliyor) .
7. Bakım Bakım, Güzergah temizliği EİH’nın işlevi için en önemli husustur.
8. Güzergah temizliği sadece EİH değil Orman alanlarında yangının yayılmaması için yapılan yola benzer traşlamaların da çok sık temizliğinin yapılması gerekir.
NOT: Eskiden Orman bölgelerinde bölüm bölüm takriben 10 m genişliğinde traşlanmış yangın geçişini önleyici yollar olurdu. Şimdi göremez olduk.
Kaynaklar ve notlar:
- Özür dileyerek açıklayayım. Bu ifade zaman zaman bir araya geldiğimiz 60-65 yıllık mezunlar grubumuza verdiğim bir ironik kelime.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verileri güncelleme tarihi: 21 Temmuz 2025
- 2023 yılında TESAB desteği ile hazırlanan “Cumhuriyetimizin 100. Yılında Ülkemiz Elektrik Tarihi” kitabında bu detaylar daha kapsamlı olarak incelenebilir.
Enerji İletim ve Dağıtım ile ilgili ilginizi çekebilecek diğer yazılarımız:
1. Elektrik Direklerinin Çeşitleri ve Özellikleri
2. Elektrik Tellerindeki Kırmızı-Beyaz Küreler | İkaz Küreleri
3. Yüksek Gerilim Şalt Sahalarında Kullanılan Kesiciler ve Görevleri

